Yaşamaya Uyanmak.
Eski yazı ve haberler / 20/03/2017

Uyanma nasıl yaşanır? Sadece yaşamak yeterli mi? Yoksa bir nevi transa mı geçmeli? Trans derin bir uyku halidir. Birçok insan uyanması zor olan bu haldedir toplumda. Bu uykunun bir sonraki hali katalepsidir. Uyanma… Yaşama uyanma… Kim olduğuna uyanma… Yaşıyormuş gibi yapmaksızın, kim olduğunu bilerek yaşamak… Kim olduğunu bilmek birçoğumuza anlamsız bir cümle gibi gelebilir. Burada anlatılmak istenen kimlik arayışı değildir. Dışarıdan bakıldığında herkesin bir kimliği var, hakim, savcı, bekçi, çöpçü… İçimizde bizi yöneten kimliğimiz hangi tarafımız? Şeytani tarafımız mı, insani tarafımız mı? Bunu fark edebilmek… Hani bir tarafımız sigarayı bırakmak ister diğer tarafımız istemez ya, çelişkili bir durum yaşarız. Şeytani tarafımızı pekala tanırız… Bu yanımızla yüz yüze gelebilmekte mesele… Onunla savaşıp, şeytani tarafımızı  ele geçirebilir, kendi sistemimize katabilirsek, bu yaşadığımız süreç sonunda benliğimiz dışarıda kalanı içine aldığından güçlenir. Kişilik bölünmesi ortadan kalkar, kişiliğin bilinçli ve bilinçaltı yönleri bir araya gelir… Şeytani tarafımızla yüzyüze gelmeyi başamazsak, bu yanımızı  inkar edersek, düşmanlık ve saldırganlık kaynağı olur. Ama yüzleşmeyi başarır onu yenersek, bilinçli olarak kişiliğimize aktararabilirsek enerji ve yaşam kaynağı olur. Uyanma neden çok olağan bir şey değil? Yani neden uyumuşuz ki? Kişilik bölünmesi ortadan kalktığında kim olduğumuzu anlar ve yaşama kendi kimliğimizle uyanırız. Doğal halimize döneriz. Toplumun, diğer insanların, medyanın, bizi sürüklediği toplumsal akıl yerine evrenin bize verdiği aklı kullanarak…

Kartalın Yeniden Doğuşu
Eski yazı ve haberler / 20/03/2017

Doğadan çıkarılacak çok ders var…     Kartal, kuş türleri içinde en uzun yaşayanıdır. 70 yıla kadar yaşayan kartallar vardır. Ancak bu yaşa ulaşmak için, 40 yaşlarındayken çok ciddi ve zor bir kararı vermek zorundadır. Kartalın yaşı 40’a dayandığında pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelir. Gagası uzunlaşır ve göğsüne doğru kıvrılır. Kanatları yaşlanır ve ağırlaşır. Tüyleri kartlaşır ve kalınlaşır. Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır. Dolayısıyla kartalın burada iki seçimden birisini yapması gerekir. Ya ölümü seçecektir ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir. Bu yeniden doğuş süreci 150 gün kadar sürecektir. Bu yönde karar verirse kartal bir dağın tepesine uçar ve orada bir kaya duvarda, artık uçmasına gerek olmayan bir yerde yuvasında kalır. Bu uygun yeri bulduktan sonra kartal gagasını sert bir şekilde kayaya vurmaya başlar. En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer. Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini yerinden söker çıkarır. Yeni pençeleri çıkınca kartal bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar. 5 ay sonra kartal, kendisine 20 veya daha uzun süreli bir yaşam bağışlayan meşhur yeniden doğuş uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir. Kendi yaşamımızda sık sık bir yeniden doğuş süreci…

Savaş Sanatları Hakkında….
Eski yazı ve haberler / 20/03/2017

Savaş Sanatları Hakkında…. Hemen hemen her savaşan millet kendilerine  özel bir stil geliştirmiştir. Silahlı veya silahsız, savaşıcıların bu stilleri genelde birbirlerine benzerlik gösterir. Barışta ise askerler, samurailer ve hatta polisler bu tekniklerle kendilerini eğitirler.. Hindistanlılar’ın kalarippayat, Çinliler’in kung-fu, Koreliler’in taekwando, Taylandlılar’ın box, Türkler’in Güreş, Külçe, Tokat, Gürz, Mızrak vb. gibi savaşta kullandıkları teknikleri vardı. Korunma güdüsünden dolayıdır ki bu teknikleri her canlı kendi anatomisine uygun olarak geliştirmiştir. Her canlının soyunu korumak için kendine has bir korunma yöntemi vardır. Tarihe bakıldığında milattan önce 1000-1500 yıllarından kalma eski hint yazıtlarında bir takım savaş sanatlarından bahsedilir. Uzak Doğu sporları aslen uzak doğuda çıkmamıştır. Jujutsu temelinden gelen bu sporların dünyanın değişik yerlerinde yüzyıllar önce de başka isimler adı altında yapıldığı bilinen bir gerçektir. Daito Ryu’nun kurucusu Sokaku Takeda bu savaş sanatlarını muazzam bir şekilde derleyip Ju jutsu’yu, Prof. Jigaro Kano Ju jutsunun vuruşlu tekniklerini ayırıp modern judoyu, Sayın Funa Kuchi vuruşlu teknikleri derleyip Karate Do’yu,  Büyük Hoca Morihei Ueshiba “ Bütün bu sporların hemen hepsi ile uğraşan ve bir derleme yapıp ortaya sadece kendini yenmek gibi müsabakayı kendinle yapıp barışı ve huzuru önce kendinde arayan kendinle uyumu sağlayıp evrenle aynı uyum içinde olmanın ve gerçek zaferin kendini yenmenin olduğunu öğreten bir misyonu ortaya koyup…

Geleceğin Suçlusunu Yetiştirmenin En Basit Kuralları
Eski yazı ve haberler / 20/03/2017

 Daha küçükken çocuğa istediği her şeyi vermeye başlayın! Bu şekilde o,herkesin onun geçimini sağlamak zorunda olduğuna inanacaktır.  Kötü sözler söylediği zaman gülün! Böylece o kendisinin akıllı olduğuna inanacaktır.  Ona düşünmeyi ve beynini kullanmayı hiç öğretmeyin! 21 yaşına gelince kendi kararlarını, kendisi versin diye bekleyin!  Yerde bıraktığı her şeyi kaldırın; kitaplarını, ayakkabılarını, kıyafetlerini, onun için her şeyi siz yapın ki; o bütün sorumluluklarını başkalarına yüklemeye alışsın!  Onun gözünün önünde sık sık kavga edin ki; bu sayede aile bir gün parçalanırsa çok fazla üzülmesin.  Ona istediği kadar harçlık verin ki; hiçbir zaman kendi parasını kazanmanın ne olduğunu öğrenmesin. Yiyecek, giyecek ve konforla ilgili bütün arzularını yerine getirin, istediklerine ulaşmak için çalışmak gerektiğini öğrenmesin. Komşulara, öğretmenlere, polislere karşı daima onun tarafını tutun ki,onların hepsine karşı peşin hükümleri oluşsun. Bütün bunları ve benzerlerini yaparak yetiştirdiğiniz çocuğunuz bir gün suç işlerse, kendisinden özür dileyin! Ama onu felaket dolu bir hayata hazırladığınız için kendinize teşekkür etmeyi ihmal etmeyin!!  Bu yukarıda yazılı maddeler ABD Houston Polis Müdürlüğü tarafından hazırlanmış ve kentteki tüm evlere ve okullara dağıtılmıştır.

Günlük yaşamda güvenlik
Eski yazı ve haberler / 20/03/2017

  Günlük yaşamda güvenlik Dünyadaki saldırılar, tecavüzler, kapkaç olayları, soygunlar vb. olaylar sebebi ile her an bir insanın daha canı yanıyor… İlk etapta önemli olan kendini korumayı bilmek değil, kendinizi korumanız gerekecek bir duruma düşürmemektir! Kendinizi korumanız gerekecek bir duruma düşürmemek için aşağıda yazılan notların size yararı olacaktır.      Bu tedbirleri üç kısma ayırabiliriz…   a) Olay olmaması için alınacak önlemler, b) Olay anında yapılması gerekenler c) Olaydan sonra nasıl davranmalı. Özellikle bayanlara ve çocuklara yapılan bu saldırı ve tecavüzlerin çoğu tanıdığımız insanlar tarafından meydana geliyor. Bunu da aklımızdan çıkarmayalım.! Aşağıda okuyacağınız öneriler önlem olarak uygulanabilinir notlar olup, hayata geçirmek için devamlı pratik gerekir. Dik yürüyün ve kendinize güvenerek hareket edin… Takip edildiğinizde panik yapmayın… Hırsızın istediği cüzdansa, cüzdanı ona vermeyip atabileceğiniz kadar uzağa fırlatın, hırsız cüzdana doğru koşarken eğer koşunuza güveniyorsanız aksi istikamete koşun… Arabanızı gereksiz aksesuar dikkat ve ilgi çekici süslerden arındırın, arabanızda değerli eşya ve değersiz de olsa çanta, torba vs. bırakmayın… Bagajda veya arabanızın herhangi bir yerinde içinde para veya değerli eşyalar bulunan çanta, diz üstü bilgisayar vb. gibi eşya bırakmayın. Bagaj ve koltuk altları artık ilk bakılan yer oldu.. Arabanıza veya evinize her giriş çıkışlarda ilk yapmanız gereken, kapıları kilitlemek olmalı. Arabanızın ve evinizin kapılarını çiçekçi,…

Geçmişte Bazı Savaşçılar
Eski yazı ve haberler / 20/03/2017

Geçmişte bazı savaşçılar akupunkturcuların kullandığı Akupüresür noktalara vurarak dövüşürlerdi. Ünlü bir kılıç ustası, rakibinin ona bu şekilde saldırdığı bir düelloda, ölümcül derecede yaralanmıştı. Sonra kılıç ustası gezgin olmaya karar verdi ve dövüş yaşamından elini eteğini çekti. Yıllar sonra rakibi onu buldu ve tekrar düello yapmaya davet etti. Dövüştüler. İlk bir kaç darbeden sonra rakibi şaşkınlıkla bir kaç adım geri attı. Kılıç ustası gülümseyerek şunları söyledi;” Yirmi yıldır zayıf noktalarımı değiştirmek için eğittim kendimi.” Bunu gerçekleştirerek sonunda zafere ulaşabilmişti. Ruhsallık; manevi gelişme, bir iç iyileşme sürecidir. Geçmişin yaralarını tümüyle keşfedip iyileştiremediğimiz sürece, kendini geliştirme yolunda en büyük engeller halini alabilirler. Bu iş yılarca sürebilir,ancak bunu başarmak zorundayız.  Çoğu kez öteki insanlar-düşmanlar yaralar bizi. Bu, görünmez incelikte bir şeydir. Düşmanlarımız sokaktaki diğer insanlar olabildiği gibi bize çok yakın insanlar da olabilir.Bu insanlardan uzaklaşır ve uygulamamızda başarıya ulaşırsak, onlar artık yaşamlarımıza tekrar girme şansını kaybedeceklerdir. Bu nasıl olabilir? Öncelikle bizi savunmasız ve zayıf hale getiren şeyleri değiştirerek.  

Sık Sorulanlar
Eski yazı ve haberler / 20/03/2017

Uzak Doğu sporları deyince akla biraz sertlik, şiddet geliyor. Gerçekten böyle mi?                   ŞİDDETİ ÖNLEMEDE BİR TERAPİ YÖNTEMİ OLARAK         Savaş sanatları tam olarak anlaşıldığında iki insan arasında bir yenişme, alt etmek, kendi üstünlüğünü kanıtlamak, karşısındakine zarar vermek yönteminden çok daha farklı ve başka bir şey olduğu anlaşılır. Savaş sanatları tam uygulandığında kişiyi zihinsel dinginliğe, ruhsal bütünlüğe ve kendine güvene ulaştıran ruhsal bir yoldur… Savaş sanatlarının amacı kişiliği geliştirmektir… Kişinin kendini öfkeden, yanılsamalardan ve sahte isteklerden arındırmasıdır. Sağlıklı bir beden ve dingin bir ruha sahip olmak için önce bedenimize ve ruhumuza özen göstermemiz ve onları tanımamız gerekir. Savaş sanatları bize kendimizi tanıma imkanı sağlar ve bu sanatlarda ustalaşmak ise bedenimiz, zihnimiz ve aklımızı doğru şekilde kullanmayı öğretir bize. Savaş sanatları bedensel ve ruhsal gelişimi tamamlar. Bedeniniz doğru bir şekilde çalışmayı öğrendikçe yaşam gücünüz de artacaktır. Var olmaya çalışmak yerine yaşamaktan zevk almaya  başlayacaksınız. Ruh ve bedenen sağlıklı bir birey şiddete gerek duymaz. Saldırganlığı özendirmiyor mu bu spor dalları?  Hemen her canlıda kendini koruma güdüsü vardır ve bunu kendine ve de başkalarına ispatlama arzusu. Bu duyguyu ve güdüyü en emin yoldan ve zarar görmeden ancak Dojo ortamında tatmin edebilir. Korkan insanın genelde iki seçeneği vardır; ya saldırır, ya da kaçar. Hayvanlarda da…

Gerçek bir usta kendini belli etmez.
Eski yazı ve haberler / 20/03/2017

İçimizde oluşan “ikilik (dualité)” dediğimiz şeyi aşabilmek için yüksek bir şuur mu gerekiyor?  Dünyaya ve evrene kendi bedenimizin devamı gibi bakma, doğaya baktığında doğanın sırlarını görme, kendi varlığını doğada görme hali farkındalık halidir… Aydınlanmadır. Bu bütünlüğü, birliği anlamak için bir örnek vereyim: Bedenimiz… Tüm organlarımızın toplamıdır bedenimiz… Ayak “ben ayağım”, el “ben elim” demez. Ya da beyin “ben beyinim” diye bağırmaz. Bir ayağımız bir yöne, öbür ayağımız öbür yöne gitmez. Bedenimiz bir  bütündür. El vücudun kaşınan yerini bilir, organlar arasında mükemmel bir uyum vardır. Evrende de öyledir… Her şey uyum içinde seyreder. Kendimizle uyum sağlamak ise çelişkilerimizi ortadan kaldırmakla başlar. Bir tarafımızın istediği bir duyguya ya da bir isteğe diğer tarafımız karşı çıkıyorsa bu işi beceremedik demektir. Kendimizi tam olarak anladığımızda, bütün endişelerden, çelişkilerden, varsayımlardan kurtulup “kendimiz” olduğumuzda öz benliğimize iner, dünyayı ve evreni daha iyi anlarız. O zaman sadece bakmaz, görürüz. Gören, görülen, görme işlemi arasındaki ayrılık ortadan kalkar.Varlığı sınıflandırmadan, sınırlandırmadan var olduğu gibi görürüz. Bunun için bir ustaya, bir yol gösterene ihtiyaç var mı? “Usta”, yol gösteren, daha evvel o yoldan geçen, o yolları o konuyu bilen demek ise, ustayı tanıman gerekir değil mi? Gerçekten usta mıdır? O bilen adam mıdır? Test etmelisin. Gerçek bir usta talebe aramaz. Eğer yolu…