NISHIOKA TSUNEO SENSEI VE JO’NUN SAF AKIŞI

 Nishioka Tsuneo Yasunori Sensei, Jojutsu sanatını çalışan Amerikalı öğrenci grubuna ne vermek istiyordu?

Ömrünün çoğunu jo tekniklerini geliştirmeye harcayan, Seiryukai organizasyonunun başı diyor ki; “bu tek başına waza (teknikler) değildir. Waza’nın ötesine, seishin‘e (ruha) gitmeniz gerekir “.

Nishioka, Atlanta ve Baltimore’dakiler de dahil birçok Jo kulübünü ziyaret ettiği ve gelişmiş teknikleri gösterdiği Amerika turunun sonuna gelmişti. Bu mülakat, bir Kore restoranındaki gayrıresmi bir akşam yemeği ve Quintin Chambers’ın başkanlığını yaptığı Hawaii Shinto Muso Ryu Jo gurubunun üyeleri ile gerçekleştirilen bir çalışma sırasında tamamlanmıştır.

70 yaşındaki Nishioka, budo eğitimine 56 yıl önce 14 yaşındayken rastlantı eseri başlamıştır. Savaş öncesi Japonya’da, devlet okullarının pek çoğunda beden eğitimi derslerinde zorunlu olarak judo veya kendo eğitimi verilirdi. Ancak Yakan Gakko Orta Okulu çok küçüktü ve beden eğitimi dersleri yoktu. Bir tür Budo eğitimi arayışıyla, büyük öğrencilerden biri Shinto Muso-Ryu sisteminin Tokyo’da önderliğini yapan Shimizu Takaji ile tanıştı.

“Japonya’nın bir numaralı eğitmeniydi” diye hatırlıyor Nishioka.

Nishioka, Shimizu ve Jo eğitimine dört elle sarıldı. Okula gittiği sürece ve mezuniyeti sonrası çalışırken sabahları eğitim alıyor ve sonrasında akşamüstü 5’te Shimizu Sensei’nin Dojo’suna dönerek gece 10’a kadar çalışıyordu. Bu düzeni 5 sene aksatmadan devam ettirdi.

“Zor olduğunu düşünmedim” diyor gençlik yıllarını hatırlayarak gülümseyen Nishioka. “Shimizu Sensei iyi bir eğitmendi ve bu zamanlar mutluluk zamanlarıydı”.

“Birçok kişi okul sonrası eğitimini bıraktı. Ben bırakmadım. Evlendim, şirket değiştirdim, ama gene de 5 sene boyunca Shimizu Sensei ile her gün çalıştım, sonrasında haftada üç güne düşürdüm.”

Bu arada, şubat 1945’te Kraliyet ordusuna çağırıldı. Büyük şans olarak, savaş aynı yıl ağustos ayında sona erer ve bir çizik bile almadan eve döner.

“Benden önce savaşa giden arkadaşlarımın ve öğrencilerin yarısından çoğu asla geri dönmediler, öldüler.” “Ben şanslıydım” diyor Nishioka.

Savaş sonrası, budo eğitimlerinin çoğu, General Mac Arthur yönetimindeki Amerikan ordusunun önderliğini yaptığı işgal kuvvetleri tarafından yasaklanmıştı. Her nasılsa Jo’ya izin verilmişti. Shimizu Sensei’in Tokyo polisinde temel metodları öğretmesine izin verilmişti ve bir miktar kendo hocası da Budo eğitimlerine devam edebilmek amacıyla bu sınıflara katılmışlardı.

“Savaş öncesi ve sonrası eğitim hemen hemen aynıydı” diyor Nishioka. “Ama toplum değişmişti ve eğitimin amacı değişmişti. Benim yaşımdaki ve üstü Budo talebeleri, Budo’yu yaşam ve ölüm olarak ele almışlardı. Bugünkü durum yoktu”.

Shimizu ve Otofuji Sensei ile çalışmalarına devam eden Nishioka, menkyo kaiden ustalığı diplomasını Shimizu’dan aldı ve Seiryukai’yi başlattı. İsim hocasına hürmetinin göstergesiydi. Temiz ve saf demek olan “Sei” aynı zamanda Shimizu Sensei’nin isminde kullanılan Çince karakterdir (shi olarak okunur). “-ryu-” akış veya kaynağı anlatır ve “-kai” organizasyon/dernek demektir. Böylece Seiryukai, “Shimizu Sensei’den türetilen stil organizasyonu” anlamına geldiği gibi “Geçmiş budonun saf bir şekilde geleceğe aktarılma stili- organizasyonu” anlamına da gelebilir.

Seiryukai’nin uyguladığı Jo, bu durumda, Shinto Muso-Ryu Jo, Shimizu-ha’dır (Shimizu stilinin Shinto Muso-Ryu temel sanatı). Nishioka, Tokyo’da birçok kiralık veya ödünç alınmış yerlerde eğitim verdi, ancak Seiryukai Jo’ya özel bir merkez Dojo’su yoktu.

“Tokyo’da toprak fiyatları inanılmazdır” diye yorumluyor ” bu fiyatlarla bir Dojo’ya sahip olamadım”

Nishioka, genel olarak Jo ve Budo hakkında ilginç fikirlere sahiptir…

Nishioka Düşünceleri:

“Yirmi yaşından sonra Budo’ya başlamak zordur. Beyin ve beden sertleşir. Yapabilirsiniz, ancak tekniğin vücudunuza girmesi zorlaşır. Yirmi yaşından sonra, teknikler önce beyne girmelidir. Daha iyisi, bedeninizin çok fazla düşünmeden öğrenmesidir. Böylece vücut hatırlar (karada de motte). Piano, vs öğrenimi de aynıdır. Bu sebeple orta okul ve lise yılları önemlidir ve en iyi öğrenme zamanıdır.”

Tekrar ve tekrar Nishioka Sensei vurguluyor ki; Jo “bir askeri sanat değildir, savaş sanatıdır”. “Arada büyük fark vardır” diyor. Quintin Chambers Sensei ilave ediyor ki; savaş sanatı bir anlamda “şövalyelik ruhudur”.

Her öğrenci Jo tekniklerini kendisi için çalışmalıdır, körlemesine hocasını taklit etmemelidir. “Shimizu Sensei çok kısa boyluydu” diyor Nishioka” bazı durumlarda boyundan dolayı Jo’su yere vururdu”. Bazı öğrenciler, kendi boylarına aykırı içler yaptıklarını bilmeden körlemesine Shimizu Sensei’i taklit ettiler.

Nishioka, mutlulukla, birçok Amerikalı’nın Budo ile ilgilendiğini söylüyor, ancak bazı Amerikalılar’ın Budo hakkında garip fikirleri olduğunu da gözlemiş. “Bazıları bunun ninjitsu gibi veya insanları yenmek için bir şey olduğunu düşünüyor. Bu çok yanlış”

Modern Jo, All-Japan Kendo Federation’da bağlı olduğundan dolayı sportif bir Budo olan kendonun ağır bir şekilde etkisi altındadır. Nishioka, bu hem iyi hem kötü diyor. “Eski tekniklerin ve anlamlarının farkında olmanız gerekir”. Örneğin, Nishioka’ya göre, jodan (kılıcın kafanın üstünde tutulduğu duruş), straigth men (rakibin kafasına direk kesme vuruşu) ve diğer yukarı tutuş pozisyonları, modern kendo etkileşimidir. Eski zamanlarda Samurai’lar zırh giyerken, saldırıların çoğu kesa (açısal) idi ve duruş genelde hasso idi (kılıç yukarı doğru çeneye yakın). Kyushu’da çalışılan jodo, halen eskiyi muhafaza ediyor.” Ama her ikisini de çalışmak gerekir” diye tamamlıyor.

Klasik anlamda gerçek bir dövüş, kılıçlar çapraz tutulduğunda başlar. Yeteri kadar iyiyseniz, kötü niyeti hissedebilir ve saldırı daha başlamadan önleyebilir veya nasıl önleyeceğinizi planlayabilirsiniz. Bu rakibin sakki’sini (öldürme ruhu) hissedebilme yeteneğidir. Ayrıca kendi kuvvetinizi rakibin yetenekleri ile ayarlayabilmelisiniz.

Çalışmalarda eşiniz sakki üretmez, çünkü bu sadece çalışmadır. Ama gerçek bir ölüm kalım durumunda, yıllarca Budo eğitimi almış biri, sakki’yi kolayca hissedebilir. “Eğer bu bir shinken shobu (gerçek silahlarla ölümüne düello) ise, kılıçlardan önce sakki dövüşür”. “Size meydan okuyanı yenemeyeceğinizi biliyorsanız, sadece ‘sen bana göre çok iyisin’ diyerek dövüşten kaçınabilirsiniz”. Nishioka gülerek devam ediyor “Bu da stratejidir. Herşeyden önce yenilgiyi önlemektir”.

Silahlar elde hafif ama sıkıca tutulmalıdır. Kavrama çok hafifse silah düşer. Kavrama çok sıkı ise dogu (alet/silah) “ölür” . Bu sebeple iai-do ‘da kılıç tutuşu çok hafiftir. “Keserken bileğinizdeki boşluğu kullanmanız gerekir” diyor Nishioka.

Amerika’ya Geliş

         Nishioka’nın Amerika’ya ilk gelişi iş sebebiyleydi. Kendi jenerasyonundaki Japonlar’ın aksine, büyük şirketlerden çok önce kelime işlemci makinaları işine cüret etti. Otuz yıl önce, Phoneix Arizona’ya, bir amerikan yazılım şirketi ile anlaşma yapmaya geldi- ki, bu ilk Japonca kelime işlemcilerini oluşturacaktı. Yeni teknolojilere karşı açık fikirliliği bugün de devam etmektedir. Amerika’ya son seyahatlerinden birinde, Apple şirketinde, bilgisayar yenilikleri ve prototiplerin gösterildiği bir laboratuar turu yapmıştı. Şeker fabrikasında bir çocuk gibiydi.

Nishioka’nın şirketi, Japonca kelime işlemcisi işinde ilkti. Pazardaki klavye ile yazma isteksizliği ile mücadele etti… “Sonra Toshiba ve diğerleri bu işe girdiler” diye gülüyor ve ‘büyük oğlanlar’ geldiğinde kârlarının nasıl azaldığını ekliyor.

Şimdi bile, yarı emekli durumunda, Tokyo’da Tachikawa’da bir binada aile şirketinde çalışıyor. Nishioka’nın çalışmaktan da Budo çalışmak kadar hoşlandığı kolayca görülebilir. Yüksek teknoloji veya Budo teknikleri konuşurken gözleri parıldıyor.

Nishioka Sensei, ryu’nun yaratıcısı Muso Gonnusuke hakkında çok fazla şeyin bilinmediğini ekliyor. Kesin olarak bilinen, doğduğu, yaşadığı, Homan dağında meditasyon yaptığı, Miyamoto Musashi ile dövüştüğü ve biryerlerde öldüğü. Bunun dışındaki herşey, Nishioka’nun ifadesine göre, tahminden ibarettir. Gonnusuke’nin renkli karakteri, gölgede kalmış tarihi bir kişiliğin sonradan renklendirilmesidir. “Bu kısım büyük olasılıkla makyajdır” diyor Nishioka.

Askeri Shogun’luğun sonunda, 1800’lerin sonunda, Hirano Kichizo Noei ryu’nun ustası (soke) oldu ve Kuroda ailesi içinde çok meşhur oldu. Oğlu, Kumiomi de Jojutsu çalıştı, ancak Nishioka’ya göre menkyo belgesine sahip olamadı. Kumiomi 31 yaşındayken Jobo Kojitsu’yu yazdı (Jo ve Bo’nun gelenekleri). Kumiomi, Gonnosuke hikayelerini ilk yazan kişidir.

“Bu hikayeler, fantastik ve abartılıydı” diye inanıyor Nishioka.

Jo’yu, seminerler vererek, Japonya’nın dışında yaygınlaştırma girişimleri, yarı emekliliğinden sonra başladı. “Shimizu Sensei’nin metodunu ve ruhunu mümkün olduğunca aktarmak istiyorum” diyor.

“…. Gijutsu (metodlar), densho (gelenek) ve seishein (ruh) dahil olmak üzere, Shimizu Sensei’nin saf metodlarını aktarmak istiyorum.”

Bu makale jojutsu.com sitesinde Tengu Press’den Wayne Muromoto’nun izni ile bulunmaktadır. Tüm hakları saklıdır.

Yazan      : Wayne MUROMOTO

Tercüme : Engin TANJU