Başlık

Autem vel eum iriure dolor in hendrerit in vulputate velit esse molestie consequat, vel illum dolore eu feugiat nulla facilisis at vero eros et dolore feugait

Etiket arşiviAhmet kösoğlu

Neden Jojutsu İdeal Bir Savaş Sanatı Eğitimi Olarak Görülür?

Türkiye’de yeni tanınmakta olan Jojutsu, Aikijo veya Aikiken ile karıştırılmamalıdır, tamamen farklı şeylerdir. O’Sensei (Morihei Ueshiba) herhangi bir Ken veya Jo okuluna gidip Kenjutsu veya Jojutsu çalışmamıştır.. Kendi üstün yeteneği ile birleştirdiği mızrak ve benzeri silahların Jo’ya uyarlanmış şeklidir… Jojutsu tekniklerinin ise temeli kılıçtır. Bu sebeple teknikler tamamen farklı olup temel çalışma şekilleri de farklıdır. Karıştırılmaması gerekir. Shinto Muso Ryu Jojutsu 16. yüzyıl sonlarına doğru bir Katori Shinto Ryu ve Jikishinkage Ryu öğrencisi olan Muso Gonnosuke (Katsuyoshi) tarafından ortaya çıkarılmıştır. Yaklaşık 600 seneye varan geçmişi ile bir çok savaş görmüş bu silah ve tekniklerle günümüzde de orijinalliğini kaybetmeden aynı titizlikle çalışılmaktadır. Arai Sensei’nin şu sözleri hala kulağımda ” Teknikleri biz değiştiremeyiz. Onları ancak savaş değiştirir… ve dünya son 50 senedir bu silahlarla savaşmadı. Nishoika Sensei savaş gördü ama o da teknikleri değiştirmeye gerek görmedi ” Böyle olunca da teknikler orijinalliğini kaybetmeden sonraki  nesillere aktarılmalıdır. Shinto Ryu Kenjutsu ile beraber çalışılan Jojutsu eksiksiz bir strateji yoludur…

Jo jutsu eğitimi bu sebeple bir saygı, merhamet, bağışlama, zamanlama, doğruluk ve cesaret çalışmasıdır (eğitimidir). Öyle bir ortamda çalışırsınız ki, siz elinizdeki incecik ve etkisiz görünümlü sopa ile rakibinize karşı ezici üstünlük sağlamış olursunuz. Öyle bir silahla eğitilirsiniz ki, bu silah asla saldırı amacıyla kullanılmamıştır. Sadece kendini savunmuştur. Rakibiniz tüm acımasızlığı ve kılıcı ile hayatınıza kasdederken, siz ona  başından beri tüm merhametinizle yaklaşırsınız. Ve zihniniz ile vücudunuzu öyle bir ortamda eğitirsiniz ki; ÖLÜM ile YAŞAM  arasındaki fark sadece saliseler ve milimetrelerle ölçülebilir. Ve işte bu ortamda tüm dikkatinizi ve yoğunlaşma gücünüzü kullanmanız gerekecektir. Tüm  bakış açılarına göre Jojutsu; tüm savaş sanatları eğitiminde ve ustalaşmak da ideal ve sondan bir önceki duraktır.

 Ahmet Kösoğlu

Türkiye’ deki Jojutsu Dan Sahipleri 29 Eylül 2016.


Bir Sopanın Yaşam Arkadaşlığı…

Jo Jutsu, Kişiyi Zenginleştirmez Ama Kişinin Hayatını Zenginleştirir.


Adı Soyadı                                Dojosu Dan Seviyesi Tarihi
    Ahmet Kösoğlu Shibumi Dojo Sho mokuroku  (1.öğretim lisansı belgesi) 28 Eylül 2017
1-Ahmet Kösoğlu Shibumi Dojo  4. Dan  (Yon Dan) 03 Eylül 2014
2-Yavuz Bedir Shibumi Dojo  4. Dan  (Yon Dan) 29 Eylül 2016
3-Burak Sungur Shibumi Dojo  3. Dan  (San Dan) 27 Mart 2011
4-Ömer Mardin Shibumi Dojo  3.Dan   (San Dan)  23 Mart 2014
5-Barış Erkin Gül Shibumi Dojo  3. Dan  (San Dan)  23 Mart 2014
6-Selçuk Büyükaltay Shibumi Dojo  3. Dan  (San Dan)  9 Ekim 2015
7-İlknur Küçük Shibumi Dojo  2. Dan  (Ni Dan) 24 Mart 2012
8-Ceyhun Aslan Shibumi Dojo  2. Dan  (Ni Dan) 03 Eylül 2014
9-Faik Altuğ Okdemir Shibumi Dojo  2. Dan  (Ni Dan) 03 Eylül 2014
10-Ahmet Karatay Shibumi Dojo  2. Dan  (Ni Dan) 03 Eylül 2014
11-Ergun Gök Shibumi Dojo  2. Dan  (Ni Dan) 28 Eylül 2017
12-Levent Bütün Shibumi Dojo  1. Dan  (Sho Dan) 24 Mart 2012
13-Emre Okucu Shibumi Dojo  1. Dan  (Sho Dan) 24 Mart 2012
14-Süha Bağdat Shibumi Dojo  1. Dan  (Sho Dan) 23 Mayıs 2006
15-Kerem Dalgayaran   Shibumi Dojo  1. Dan  (Sho Dan) 08 Haziran 2008
16-Özgür Özdural Shibumi Dojo  1. Dan  (Sho Dan) 08 Haziran 2008
17-Gökhan Gürlek Shibumi Dojo   1. Dan  (Sho Dan) 29 Eylül 2016
18- Roman Kolokovic Shibumi Dojo  1. Dan  (Sho Dan) 28 Eylül 2017
19- Barış Akyıldız Shibumi Dojo  1. Dan  (Sho Dan) 28 Eylül 2017

28 Eylül 2017

Savaş her şeyin babası ve efendisidir.

"Savaş her şeyin babası ve efendisidir."

Savaş Sanatlarını öğrenmek ve öğretmek, Doğu’nun üstünde durduğu "insan sevgisi" ve "tevazu" ile çelişmiyor mu?
Bugün 1 Eylül, Dünya Barış Günü… Kadıköy’de barış mitingi var; Biz savaştan konuşacağız. Savaş Sanatları ustası Sensei Ahmet Kösoğlu her zamanki konuğum…

Savaş Sanatlarını öğrenmek ve öğretmek, Doğu’nun üstünde durduğu "insan sevgisi" ve "tevazu" ile çelişmiyor mu?

 

Soruya cevap verebilmek için önce savaşı tanımak gerekir. Efesli düşünür Héraclite “Savaş her şeyin babası ve efendisidir, tanrıları ve insanları, özgürleri ve köleleri meydana getirmiştir” derken ne demek istemişti? Savaş nasıl oluyor da tanrıları ve insanları, özgürleri ve köleleri yaratıyor? Anlaşılması gereken konu budur. Héraclite'i anlamak için hayatı okumak gerekir. Héraclite “Her şeyin temeli savaştır” diyerek gayet iyi anlatmıştır aslında….
Doğanın hemen her zerresinde verilen savaşı inkâr etmek için kör olmak lazım! Her canlı, hatta her cansız gelişimini tamamlamak, daha önemlisi hayatta kalabilmenin peşindedir… Bir tohumun gelişip ağaç olana kadar geçirdiği süreç savaştır. Bir otoburun büyürken savaştığı etoburlar, bir etoburun avını korumak için savaştığı kendi hemcinsleri, diğer yırtıcılar, bazen kendi ailesi vardır… Annenin ise koruması gereken yavrusu vardır… Korumak için savaşmak zorundadır.
Barış için savaş mı demek istiyorsunuz?
Bir Samurai üç nedenle silah kullanır: Vatanını korumak, ailesi ve kendisini korumak, onursuz bir hareket olduğunda kendini öldürmek için…
Savaş söz konusuysa eğer, ne için, kim için savaştığın önemli. Canın ve canından fazla sevdiklerin için kendi kanını döken ya da düşmanının kanını aynı saygıyla döken “kahraman”dır. Para, mal, ego, menfaat uğruna öldürenlere ise “katil”denir. Sevdiklerin için canını verebiliyorsan sevmeyi biliyorsun demektir. “Seni seviyorum” sihirli bir cümledir. Ama “seni seviyorum” demekle “sevmek” aynı şey değildir!
Savaş sanatı barış sanatını da içerir. Birçok şiddet ancak savaşla durdurulabilmiştir. Günümüz dünyası buna güzel örnektir. Güçlü devletler bir şeyleri sebep göstererek güçsüz ama zenginlikleri olan devletlere saldırmıyorlar mı? Barışı sağlamak için güç gerekiyor. Savaşamayan milletler tarihten silinmiştir. Ancak savaşı bilen barışı da bilir, tevazu sahibidir, savaş yolunda ilk savaşı kendinle yapar. Önce kendini öldürür…
Nasıl? Bununla ne demek istediniz?
Kibirini, gururunu… beğenmediğin taraflarını öldürmekten bahsediyorum.  Gurur egodan beslenir, öfkeyi doğurur, sana veya karşı tarafa zarar verir. Gurur ve kibir hala sende yaşıyor ise öldürdüğünde niçin ve kimin için öldürdüğünü anlamayıp sadece öldürürsün ve katil olursun. Pişmanlık içinde hasta bir ruh halinde yaşamını sürdürürsün.
Bencillik ve saldırganlıkla baş etmek için savaş sanatlarını mı öğrenmeli?

Bu bir kültür meselesi… Bencillik ve saldırganlığın ilk tohumları çocukken atılır. Aile de bunu yeşertir. “Önce ben”, “benim olmalı”, “ben önde olmalıyım” duygusu çocukken gelişen bir duygudur. “Benim babam senin babanı döver”le başlar. Paylaşmayı öğreten ailelerde daha az görülen bir özelliktir bencillik… “Benim evim daha büyük ve güzel olmalı”, “benim arabam daha yeni ve hızlı olmalı” düşünceleri mülk edinme hırsını tetikler. Yaşamak yerini “yaşamaya çalışmak”a bırakır. Ne kendine ne de ailene vakit ayırabilirsin. Kazanma arzusu ve hırsı ile hiçbir engel tanımadan helal, haram demeden kazanmaya çalışırsın… Kazanır, kazanır, Kazanırsın da… Kazanma arzusu sevgiyi unutturur. Sevgi yerini paraya terk etmiştir. Para ön plana çıkar ve “para hırsı” kişiyi “para hırsızı” yapar. Bir taraftan da malını malı olmayana karşı koruması, saldırılara karşı koruması gerçeği ortaya çıkar.

Genelde para gücü de beraberinde getirdiği için her şey onun lehindedir. Bir yanda bir tepsi baklava çaldıkları için 9’ar yıl hapis cezasına çarptırılan çocuklar, öte yanda beraat ettirilen banka hortumcularının bulunduğu bir dünyada savaşın olmaması mümkün müdür? Savaşı başlatan paylaşmayı bilmeyen bencil taraf değil midir? Yaşadığı kurak toprakları yeşertip cennete çeviren veya doğal bir zenginliği bulunan atalarından kalan toprakları o bölgede yaşayan insanların elinden hile veya zorbalıkla alanlara ne demeli? Sadece sahip olduğu bıçağın keskinliğini anlamak için insan öldüren adına insan diyemeyeceğimiz kişilere direnmek için yapılan mücadeleye savaş diyorsak ve bu kişilerle aynı dünyayı paylaşıyorsak hayatta kalmak için savaş sanatlarını öğrenmenin gerekli olduğu inancındayım.
 
 Cocuk-Aikido115.jpg (800×450)
Shibumi Dojo'da çocuklar judo çalışıyorlar

Savaş sanatları eğitimini çocuklara öneriyor musunuz?
Bugün dünyayı yönetenler dün çocuktular. Korunma güdüsü tüm canlıların ortak özelliğidir, içsel bir bilgidir. İnsanlar ve bazı hayvanlar bu sanatı geliştirmişlerdir. Yırtıcılar yavrularına avlanmayı, avlar ise yavrularına korunmayı öğretir. Her canlı güdüsel olarak kendini korumak için tedbir alır. Her çocuk bu güdü ile doğar. Çocukları savaş sanatları ile tanıştırmak gerekir. Yarınlar, bugün rahatına kıyabilenlerindir. Tüm dünyada her geçen gün savaş sanatlarının önemi daha iyi anlaşılıyor. Spor otoriteleri, pedagoglar ve doktorlar tarafından ailelere, çocuğun ruhsal ve bedensel gelişimi için önemle tavsiye ediliyor. Savaş sanatları eğitiminde amaç kazanmak veya kaybetmek değildir. Çocuklarımızın fiziksel kapasite ve yeteneklerinin yanı sıra ruhsal ve sosyal  gelişimleridir önemli olan. Bizler çocuğumuzun bedeninin ve aklının orantılı gelişebileceği bir ortam hazırlamalıyız ve bundan da sorumluyuz.

Uzak Doğu sporları çocuklara ne kazandırır?

Çocukların birbiri ile olumlu sosyal ilişkiler içine girmesini sağlar. Enerjisini doğru yolda kullanmayı öğretir. Stresten uzak tutar. Sağlıklı bir vücut, dingin bir ruh hali, kendine saygı ve güven kazandırır.
Aldığı “Do” disiplini okuldaki ve hayattaki başarısı arttırır. Aileye ve topluma, sorunların ve sorumluluklarının farkında olan, ahlak sahibi bir fert kazandırır.  Çocuğun mücadele yeteneğini artırır, sorunlardan yılmayıp akıllıca çözmeyi öğretir. Savaş sanatları bir disiplin sanatıdır. Çocuklara ve gençlere yaşlarına uygun eğitim verir.  Sorumluluk duygularını geliştirmesine, bedensel ve ruhsal gelişimini tamamlamasına yardımcı olur. Eylemlerinin getireceği sonuçları görebilmesini öğretir. Başkalarına, çevrelerine özen göstermelerini sağlar. Kendi kendilerini denetleyebilmelerini, düşünerek hareket etmelerini  sağlar. Fiziksel gücü geliştirir ve doğru kullanmayı öğretir.  Özgüvenin güçlenmesini sağlar. Bedensel ve zihinsel enerjiyi bilinçli kullanmayı öğretir. Sürekli ve yoğun yüzleşme yeteneği kazandırır. Unicef çocuğun ruhsal ve bedensel gelişimini tamamlayan ideal bir spor olarak tanımladığı ”judo”yu dünya çocuklarına armağan etmiştir.

Ahmet Kösoğlu… Goshin Jujutsu Semineri

Ahmet Kösoğlu Semineri… Goshin jujutsu semineri

samuraiKonu;Jutsu ve do arasındaki fark… Jujutsu, Aikijujutsu, Aikido süreçleri.

“jutsu “nasıl dövüşülür
“do” kaybeden bir düşmana nasıl davranılır, kaybettiğinizde nasıl kendinize tutunursunuz.

jutsu ile do arasındaki farkı bilmemiz gerekir. “do” bir yaşam tarzıdır, “jutsu” dövüş tekniğidir. sadece jutsu ile ile yeterli olmayabilirsiniz. do’yu bulduğunuzda jutsu’yu da bulabilirsiniz, açıkça görebilirsiniz. aynı zamanda  nasıl çalışmanız gerektiğini de göreceksiniz.

ne istediğinizi  bulursanız savaş sanatının yolunu da çok açık göreceksiniz, pek çok şeyi daha net anlayacaksınız (insanlar, toplum vb.) eğer bunu yaparsanız jutsu ve do arasındaki dengeyi de kuracaksınız. savaş sanatlarının alt yapısının esaslarını anlamazsanız, savaş sanatları hakkında konuşamazsınız. bugün budo yabancı ülkelerde popüler. ancak savaş sanatları kelimesinin anlamı sadece tekniktir, bu budo kelimesinin anlamının sadece yarısıdır.

 Konu; Jutsu ve do arasındaki fark… Jujutsu, Aikijujutsu, Aikido süreçleri.

Yer; Uzak Doğu Savaş Sanatları Ve Kültür Derneği Shibumi dojo

Zaman; 18 Şubat 2017 Cumartesi Günü 17:00 – 19:00 Saatleri arasında

Seminer Herkese Açıktır.

Seminere Katılmak Isteyeler Aşağıda Yazılı Telefon Ve Mail Ile Iletişime Geçebilir. Info@Shibumidojo.Com
Tel: 0216 – 349 03 87 – 0533 657 01 34

Budo Pedagojik Çocuk Judosu

    Budo pedagojik çocuk judosunda amacın kazanmak veya kaybetmek olması değil,  çocuğun fiziksel kapasite ve yetenekleri yanı sıra ruhsal ve sosyal olarak da geliştirilmesidir. Tüm dünyada her geçen gün önemi daha da anlaşılan judo; spor otoriteleri, pedagoglar ve doktorlar tarafından ailelere, çocuğun ruhsal ve bedensel gelişimi için önemle tavsiye edilmektedir. 

Biz çocuğumuzun bedeninin ve aklının orantılı gelişebileceği bir ortam hazırlamalıyız ve bundan da sorumluyuz..

 ''Ağaç yaş iken eğilir'' atasözümüzün günümüzde değeri daha çok anlaşılıyor. Teknolojinin çocukların zihin ve bedenlerinin olumsuz yönde etkilediği,  insanoğlunun bedensel hareketlerinin her geçen gün daha da kısıtlandığı günümüzde, çocuklarımızın fırsat buldukça egzersiz yapması, bedenlerin ilerki yaşlarda daha kuvvetli ve sağlıklı olabilmesini sağlamaktadır. Çocuğun spora ve düzenli egzersizlere, özellikle jimnastik ve yüzme gibi sporlara en erken başlama yaşı 4 yaş civarıdır. Judo ise 5-6 yaştır. Her çocuğun günde en az bir saat kadar fiziksel olarak aktif olması gerekmektedir. Bu şekilde, kalp ve damar, hareket, solunum sistemi sorunları ile diyabet gibi daha ileri yaşlarda ortaya çıkma olasılığı olan hastalıklara yakalanma riskinin azaltılması mümkündür…

Unicef çocuğun ruhsal ve bedensel gelişimini tamamlayan ideal bir spor olarak tanımladığı ''judo''yu dünya çocuklarına armağan etmiştir.dunya

Çocuğa bırakılacak en büyük miras eğitimdir. Bugün dünyayı yönetenler dün çocuktular.

Uzak Doğu sporları genel olarak kişiye, aileye, özel olarak da çocuklara ne kazandırır?

Çocukların birbiri ile olumlu sosyal ilişkiler içine girmesini sağlar.

Enerjisini doğru yolda kullanmayı öğretir.

Kendine güveni geliştirir.

Çocuğu stresten uzak tutar.

Almış olduğu "do" disiplini sayesinde okuldaki ve hayattaki başarısı artar.

Uzak Doğu sporları kişiye sağlıklı bir vücut, dingin bir ruh hali, kendine saygı ve güven kazandırır.

Aile ve topluma, sorunlarının ve sorumluluklarının farkında olan, ahlak sahibi bir fert kazandırır.

Kazandırdığı mücadele yeteneği sayesinde, sorunlar karşısında yılmayıp sorunu akıllıca çözmeyi öğretir

Bir disiplin sporu olan JUDO çocuklara ve gençlere yaşlarına uygun anlamda yardımcı olur.

Sorumluluk duygularını geliştirir.

Çocuğun bedensel ve ruhsal gelişimini tamamlar

Eylemlerinin getireceği sonuçların  bilincine varmalarını öğretir.

Başkalarına ve çevrelerine özen göstermelerini sağlar.

Kendi kendilerini denetleme mekanizmalarını güçlendirir.

Fiziksel gücü geliştirir ve doğru kullanmayı öğretir.

Yakın çevredeki insanlara karşı saygılı olmayı öğretir.

Düşünerek ve denetimli davranışı ön plana çıkarır.

Özgüvenin güçlenmesini sağlar.

Bedensel ve zihinsel enerjiyi bilinçli kullanmayı öğretir.

Sürekli ve yoğun yüzleşme yeteneği kazandırır.

Jojutsu Hakkında

SHİNTO MUSO RYU JOJUTSU

JOJUTSU HAKKINDA

Jodo Jo’nun; yani tahta değneğin yoludur.Günümüzde Jodo’nun en yaygın uygulanan şekli Zen Nihon Kendo Renmei‘den uyarlanan Seitei Jo’dur. Seitei Jo,1960’larda Shindo Muso Ryu tekniklerinden türemiştir. Çeşitli silahların (jo,ken,kodachi,nito,tanjo,jutte,tessen,kusarigami) kullanımını içeren bu eski savaş sanatı 16.yy. sonlarına doğru bir Katori Shinto Ryu ve Jikishinkage Ryu öğrencisi olan Muso Gonnosuke (Katsuyoshi) tarafından ortaya çıkarılmıştır.

Bu kişi hakkında çok az somut bilgiye rastlanmaktadır. Birçok kaynak onun Jo teknikleri buluşunu dilden dile dolaşan bir hikayedeki karşılaşma ile özdeşleştirir. Bu karşılaşma çok ünlü bir kılıç ustası olan ve Gorinnosho (beş dairenin kitabı) adlı eserin sahibi Miyamoto Musashi (Shinmen Musashi No Kami Fujiwara No Genshin) ile olduğu söylenir.

Bu iki ustanın ve düellolarının üzerine bir çok hikaye anlatılmıştır, ne yazık ki kesin olarak ne olduğu kimse tarafından bilinmemektedir. En akla yatkın ve çok yaygın bir hikayeye göre Muso ve Musashi’nin düellosu şöyle aktarılmaktadır; Muso‘nun elinde uzun bir bo, Musashi’de ise kendi ismini taşıyan iki kılıç vardır. Muso Musashi’nin kafasına doğru ani bir saldırı yapar, Musashi ise bunu kılıçlarını kullanarak jujidome (çapraz bir tutuş) ile engeller ve “Kusou, bunu neden düşünemedim?” der morali bozularak, fakat aniden aklına bir fikir gelir. Sopasını kısaltarak ani bir atakla tekrar saldırır Musashi’ye. ”İzle bunu Miyamoto” diye bağırarak sopasını tekrar jujidome bloğu hazırlayan Musashi’nın kafasına doğru sallar. Musashi bu vuruşu engellemesine rağmen kısa sopasının avantajıyla diğer yönden Musashi’nin koluna vurmayı başarır. Bu aynı zamanda yeni bir Koryu’nun doğuşudur.

Jojutsu

Jojutsu

Jodo Jo’nun; yani tahta değneğin yoludur. Günümüzde Jodo’nun en yaygın uygulanan şekli Zen Nihon Kendo Renmei‘den uyarlanan Seitei Jo’dur. Seitei Jo,1960’larda Shinto Muso Ryu tekniklerinden türemiştir. Çeşitli silahların (Jo, Ken, Kodachi, Nito, Tanjo, Jutte, Tessen, Kusari Gama) kullanımını içeren bu eski savaş sanatı 16.yy. sonlarına doğru bir Katori Shinto Ryu ve Jikishinkage Ryu öğrencisi olan Muso Gonnosuke (Katsuyoshi) tarafından ortaya çıkarılmıştır.

Bu kişi hakkında çok az somut bilgiye rastlanmaktadır. Birçok kaynak onun Jo teknikleri buluşunu dilden dile dolaşan bir hikayedeki karşılaşma ile özdeşleştirir. Bu karşılaşma çok ünlü bir kılıç ustası olan ve Gorinnosho (beş dairenin kitabı) adlı eserin sahibi Miyamoto Musashi (Shinmen Musashi No Kami Fujiwara No Genshin) ile olduğu söylenir.

Bu iki ustanın ve düellolarının üzerine bir çok hikaye anlatılmıştır, ne yazık ki kesin olarak ne olduğu kimse tarafından bilinmemektedir. En akla yatkın ve çok yaygın bir hikayeye göre Muso ve Musashi’nin düellosu şöyle aktarılmaktadır; Muso‘nun elinde uzun bir bo, Musashi’de ise kendi ismini taşıyan iki kılıç vardır. Muso Musashi’nin kafasına doğru ani bir saldırı yapar, Musashi ise bunu kılıçlarını kullanarak jujidome (çapraz bir tutuş) ile engeller ve “Kusou,bunu neden düşünemedim?” der morali bozularak, fakat aniden aklına bir fikir gelir. Sopasını kısaltarak ani bir atakla tekrar saldırır Musashi’ye. ”İzle bunu Miyamoto” diye bağırarak sopasını tekrar jujidome bloğu hazırlayan Musashi’nın kafasına doğru sallar. Musashi bu vuruşu engellemesine rağmen kısa sopasının avantajıyla diğer yönden Musashi’nin koluna vurmayı başarır. Bu, aynı zamanda yeni bir Koryu’nun doğuşudur.

 

Katsuhiko Arai Sensei Semineri 19 Eylül 2016 İlk ders.

Katsuhiko Arai Sensei Semineri 19- 29 Eylül 2016

Arai sensei

Uzak Doğu Savaş Sanatları ve Kültür Derneğimizin düzenlediği Shinto Muso Ryu Jojutsu seminerini Katsuhiko Arai Sensei verecektir.18 Eylül’ de başlayacak olan seminer 30 Eylülde sona erecektir. Jojutsu, Kenjutsu haricinde Kusarigama, Jutte, Tanjo, Kodachi gibi geleneksel silahların kullanılmasına da yer verilecek seminer diğer seminerler gibi faydalı ve zevkli geçeceğe benzer.

Seminere katılmak isteyeler aşağıda yazılı telefon ve mail adresleri ile iletişime geçebilir.

SEMİNER SAATLERİ

18 Eylül 2016- Pazar; Hoş geldin

19 Eylül 2016- Pazartesi;    14.00 / 17.00 —- 19.00 / 21.00

20 Eylül 2016 – Salı;            14.00 / 17.00 —- 19.00 / 21.00

21 Eylül 2016 – Çarşamba;  14.00 / 17.00 —–19.00 / 21.00

22 Eylül 2016 – Perşembe;  14.00 / 17.00 —- 19.00 / 21.00

23 Eylül 2016 – Cuma;         14.00 / 17.00 —- 19.00 / 21.00

24 Eylül 2016 – Cumartesi;  11.00 / 13.00 —- 16.00 / 18.00

25 Eylül 2016 – Pazar;         11.00 / 13.00 —- 16.00 / 18.00

26 Eylül 2016 – Pazartesi;    14.00 / 17.00 —- 19.00 / 21.00

27 Eylül 2016 – Salı;            14.00 / 17.00 —- 19.00 / 21.00

28 Eylül 2016 – Çarşamba:  14.00 / 17.00 —- 19.00 / 21.00

29 Eylül 2016 – Perşembe;  14.00 / 17.00 —- Dojo da veda yemeği, Dan, Kyu Terfi Seremonisi, Katılım belgeleri tevziatı

info@shibumidojo.com

Tel: 0216 – 349 03 87 – 0533 657 01 34

Ahmet Kösoğlu Semineri 19 Mart 2016

Aikido’nun temelini oluşturan tekniklerin hemen hepsi kılıç teknikleridir. Bu nedenle Aikido çalışan herkesin Ken ile tanışmaları ve kenjutsu çalışması önemlidir. Kenjutsu’nun Aikido ile ilişkisini konu alan Semineri Ahmet Kösoğlu verecektir.19.mart 2016 cumartesi günü 17:00 – 19:00 saatleri arasında Shinto Muso Ryu Jojutsu ve Shinto Ryu Kenjutsu öğretisinin Türkiyede’ki tek adresi Shibumidojo’daki seminerde göreceğiz.Seminer Savaş sanatlarına ilgisi olan herkese açıktır.

Seminere katılmak isteyeler aşağıda yazılı telefon ve mail adresleri ile iletişime geçebilir.

Ahmet Kösoğlu

info@shibumidojo.com

Tel: 0216 – 349 03 87 – 0533 657 01 34

—————————————————————————————