Gerçek bir usta kendini belli etmez.
Eski yazı ve haberler / 20/03/2017

İçimizde oluşan “ikilik (dualité)” dediğimiz şeyi aşabilmek için yüksek bir şuur mu gerekiyor?  Dünyaya ve evrene kendi bedenimizin devamı gibi bakma, doğaya baktığında doğanın sırlarını görme, kendi varlığını doğada görme hali farkındalık halidir… Aydınlanmadır. Bu bütünlüğü, birliği anlamak için bir örnek vereyim: Bedenimiz… Tüm organlarımızın toplamıdır bedenimiz… Ayak “ben ayağım”, el “ben elim” demez. Ya da beyin “ben beyinim” diye bağırmaz. Bir ayağımız bir yöne, öbür ayağımız öbür yöne gitmez. Bedenimiz bir  bütündür. El vücudun kaşınan yerini bilir, organlar arasında mükemmel bir uyum vardır. Evrende de öyledir… Her şey uyum içinde seyreder. Kendimizle uyum sağlamak ise çelişkilerimizi ortadan kaldırmakla başlar. Bir tarafımızın istediği bir duyguya ya da bir isteğe diğer tarafımız karşı çıkıyorsa bu işi beceremedik demektir. Kendimizi tam olarak anladığımızda, bütün endişelerden, çelişkilerden, varsayımlardan kurtulup “kendimiz” olduğumuzda öz benliğimize iner, dünyayı ve evreni daha iyi anlarız. O zaman sadece bakmaz, görürüz. Gören, görülen, görme işlemi arasındaki ayrılık ortadan kalkar.Varlığı sınıflandırmadan, sınırlandırmadan var olduğu gibi görürüz. Bunun için bir ustaya, bir yol gösterene ihtiyaç var mı? “Usta”, yol gösteren, daha evvel o yoldan geçen, o yolları o konuyu bilen demek ise, ustayı tanıman gerekir değil mi? Gerçekten usta mıdır? O bilen adam mıdır? Test etmelisin. Gerçek bir usta talebe aramaz. Eğer yolu…